10 Ocak 2007 Çarşamba

bir hidayet öyküsü...

Yuhannes nasıl Müslüman oldu?
ihsan atasoy


Hasan… Hollanda’nın Delf şehrinde elektronik mühendisliği bölümünde okuyor… Arkadaşı Yuhannes’le aynı evde kalıyor. Hasan her fırsatta arkadaşına İslamiyeti anlatıyor, kitaplar veriyor, gönlünü İslam’a ısındırmak için elinden geleni yapıyordu…
İslam’ın güzelliklerini her vesileyle sunmaya çalışıyordu. Çünkü biliyordu ki, "Kendi vasıtasıyla bir kişi imana gelecek olsa, hakkında sahralar dolusu kırmızı koyundan daha hayırlıdır."
İşte Hasan bunun için, Yuhannes’e dini tebliğ etmekten asla geri durmuyordu. Her vesileyi kullanıyor, arkadaşına ikram ediyor, güler yüz gösteriyor, iltifat ediyordu. Fakat aradan epey zaman geçmesine rağmen, Yuhannes’te bir kıpırdama, bir etkileşim olmuyordu. Vazifesinin tebliğ, hidayetin Allah’tan olduğunu bilmesine rağmen Hasan’ın ümidi yavaş yavaş kırılıyordu. Artık Yuhannes’e eskisi kadar ilgi göstermiyordu.
Bir gün, Hasan sokakta giderken bir otomatın başında arkadaşlarıyla birlikte Yuhannes’e rastlar. Bakar ki, Yuhannes arkadaşlarına içecek ısmarlıyor. O sırada Hasan’ı fark eder.
Yuhannes ona da seslenir;düşünmemişti. Zaten bunların böyle bir âdeti yoktu. Hasan, "bunda bir iş var" dedi:
Yuhannes’
"Hasan, sen de gel, hepimize yeter."
Yuhannes’in o güne kadar kimseye birşey ısmarlamadığını bilen Hasan, bu duruma şaşırır. Yaklaştığında, Yuhannes tıpkı bir patron edasıyla arkadaşına seslenir:
"Bugün hepiniz bendensiniz. İstediğiniz kadar içebilirsiniz."
Hasan bir ara "Acaba Yuhannes sarhoş mu?" diye düşünür. Çünkü onun böyle bir bonkörlüğünü hiç görmemişti. Kendisi ona sayısız ikramlarda bulunmuştu, ama o, bir gün bile karşılık vermeyi i etkileyen davranış
"Hayrola, nerden geliyor bu bonkörlük böyle?" diye Yuhannes’e takıldı. Yuhannes maharetini açıklamaktan çekinmedi:
"Bu kartı Koreli bir arkadaştan çaldım. İçinde hepimize yetecek kadar para var" dedi. Mesele anlaşılmıştı. Hasan düşüncelerinde yanılmamıştı:
"Sağol Yuhannes" dedi, "Ben içmem, içemem." Yuhannes şaşkınlıkla ısrar etti:
"Neden ama Hasan, hepimize yeter."
"Bak Yuhannes, dinime göre bu helâl değil. Çünkü bu çalıntıdır. Senin kendi kazancın değil, hak etmediğin bir paradır. Bu yüzden haramdır. Ben içemem."
Yuhannes Hasan’ın söylediklerini duyunca, bir an durakladı ve anlamlı anlamlı yüzüne baktı: "Yaa demek öyle?" dedi.
Hasan böyle dedikten sonra ayrılıp gitti.
Bir gün sonra, Yuhannes, beklenmedik bir şekilde Hasan’ın yanına geldi: "Biliyor musun Hasan, ben Müslüman olmaya karar verdim" dedi…
Hasan beklemediği bu karar karşısında şaşırdı:
"Doğru mu söylüyorsun Yuhannes?" dedi.
"Evet, doğru söylüyorum. Ben artık Müslüman oluyorum Hasan. Dün, senin çalınmış olan paradan içmemen beni çok etkiledi. Düşündüm, demek bu din, bu kadar doğru ve bu kadar hassas. Kararımı verdim. Artık bundan sonra sen ne dersen o olacak!"
"Ne diyorsun Yuhannes, seni kutlarım. Gel seni şöyle İslam kardeşliği ile bir kucaklayayım" deyip Yuhannes’i sevgiyle bağrına basar. Bir müddet öylece kalırlar. Ayrıldıklarında sanki Yuhannes’in içindeki tüm kötülükler silinivermişti, Yuhannes adeta başka bir insan olarak yeniden doğmuştu.
Evet, ne dersiniz? Burada da yine karşımıza İslamiyeti doğru yaşamak çıkmıyor mu?


3 yorum:

Siyah Zambak dedi ki...

sa hocam,
nasılsın, nerelerdesin? seninde sesin soluğun kesilmiş, hayırdır inşaallah..

Lalezar dedi ki...

a.s bayadır hastaydım,sonrada okuma kampı filan derken vakit olmadı.

Siyah Zambak dedi ki...

allah şifa versin, hizmetinizi de kabul etsin..ş.'ya selamlar:)